İstanbul'un kalbi Gümüşsuyu'nda, CVK Park Bosphorus Hotel'in teras katında yer alan Izaka Terrace, çağdaş sanata verdiği desteği bu yıl da sürdürüyor. Şehrin nefes kesen manzarasına ev sahipliği yapan mekan, 23-27 Eylül tarihleri arasında gerçekleşecek Contemporary Istanbul'un 21. edisyonu kapsamında önemli bir esere ev sahipliği yapıyor: Türkiye'nin önde gelen dijital sanatçı ve akademisyenlerinden Prof. Dr. Selçuk Artut'un "Geomart-ut-sc 4" isimli eseri.
Sanat, tasarım ve konukseverliği ortak bir deneyim ekseninde buluşturan CVK Bosphorus Hotel İstanbul, bu özel iş birliğiyle Izaka Terrace'ı İstanbul'un kültür ve sanat duraklarından biri haline getiriyor. "Geomart-ut-sc 4", İstanbul Boğazı'nın büyüleyici siluetine karşı konumlanan Izaka Terrace'ta ve Contemporary Istanbul fuar alanındaki Izaka Lounge'da eş zamanlı olarak sergilenerek sanatseverlere benzersiz bir deneyim sunuyor.
Selçuk Artut'un uzun yıllardır sürdürdüğü yaratıcı kodlama, algoritmik üretim ve geometrik sistemler üzerine sanatsal araştırmalarının bir parçası olan "Geomart-ut-sc 4" serisi, matematiksel kurallar, kültürel referanslar ve bilgisayar destekli üretim süreçlerini ustaca bir araya getiriyor. Bu eser, sanatçının dijital teknolojilerle geometrik sistemleri harmanlayarak özgün görsel deneyimler yaratma yeteneğini gözler önüne seriyor.
Üretken sanat yaklaşımıyla şekillenen serideki çalışmalar, izleyiciyi dijital dünyanın estetik potansiyeli üzerine düşünmeye davet ediyor. Artut, "Geomart-ut-sc 4" ile sadece bir görsel sunmakla kalmıyor, aynı zamanda matematiksel düzenin ve algoritmik yaratıcılığın sanatsal ifadeye nasıl dönüştüğünü de gösteriyor.
Sanatın farklı disiplinlerle buluştuğu bu özel proje, Contemporary Istanbul'daki Hall B – Izaka Lounge standında 23-27 Eylül tarihleri arasında görülebilecek. Fuarın ardından ise eser, 6 ay boyunca yalnızca Izaka Terrace'ta, Boğaz'ın büyüleyici silueti eşliğinde sergilenmeye devam edecek. Bu uzun süreli sergi, sanatseverlere eseri daha geniş bir zaman diliminde deneyimleme fırsatı sunuyor.
Izaka Terrace'ın bu iş birliği, sanatın dönüştürücü gücünü gastronomiyle bir araya getirerek, mekanı sadece bir lezzet durağı olmaktan çıkarıp, aynı zamanda bir sanat galerisi kimliğine büründürüyor. Bu sayede, ziyaretçiler hem eşsiz bir manzarada yemek yeme ayrıcalığına sahip oluyor hem de çağdaş sanatın en güncel örneklerinden birini deneyimleme şansı buluyor.