63. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali, görkemli açılışının ardından film ekipleri ve sinemaseverleri bir araya getiren söyleşilerle festival coşkusunu doruklara taşıdı. Türk ve dünya sinemasının önemli yapımlarının yer aldığı festivalin ilk gününde, ulusal ve uluslararası yarışma ile özel gösterim programındaki filmlerin ekipleri seyirci karşısına çıktı.
Açılış gününün özel belgesel gösterimi kapsamında izleyiciyle buluşan “Kameranın Arkasındaki Kadınlar” filminin yönetmeni Şeyda Canan, yapım sürecine dair önemli bilgiler paylaştı. Canan, filmi küçük bir ekiple ancak sektörden aldığı büyük destekle tamamladığını belirtti. İlk filmi olmasına rağmen bu denli geniş bir destek beklemediğini ifade eden yönetmen, tüm yapım stüdyolarının kapılarını açtığını ve büyük oyuncularla çalışan yönetmenler, yapımcılar ve senaristlerle iki saate yakın görüşmeler gerçekleştirdiğini dile getirdi.
Festivalin Uluslararası Yarışma filmlerinden “A Turkish Case” (Bir Türk Meselesi) filminin yönetmeni Hüseyin Aydın Gürsoy, pazar gününün ilk buluşmasında soruları yanıtladı. Kendi yaşadıklarından yola çıkarak filmi oluşturduğunu belirten Gürsoy, 3 yaşındayken gittiği Fransa’da hayatını kolaylaştırmak için adını değiştirdiğini ve Türkiye ile Fransa arasında sıkışan bir karakterin hikâyesini anlatmak istediğini söyledi. Gürsoy, filmin aynı zamanda bir sistem eleştirisi sunduğunu vurgulayarak, Fransa’daki Türk toplumuna yönelik soru işaretleri getirirken, bir denge oluşturmak adına herkesi eleştirmeyi amaçladığını ifade etti. Filmin ana konularından birinin asimilasyon ve entegrasyon olduğunu belirten yönetmen, Fransa sisteminin iş dünyasında da bir asimilasyon beklentisi olduğunu dile getirdi. Gürsoy, filmin seyircinin aklında “Ben olsam ne yapardım? Göçmenlerin Fransa’da kendilerini evinde hissetmeleri için ne yapabilirim?” sorusunu bırakmasını istediğini ekledi.
Filmin müziklerine dair bir soru üzerine Gürsoy, müziklerde de iki kültürü temsil etmeye çalıştıklarını belirtti. Fransa’da büyüyen Türk göçmen müzisyen Emrah Kaptan ile çalıştığını söyleyen yönetmen, Fransız tarafını simgeleyen gitar ile Türk kimliğini simgeleyen sazın diyalogunun kendileri için önemli olduğunu ifade etti.
“Sevda” filminin gösteriminin ardından Yönetmen Ufuk Emiroğlu ile oyuncular Tülin Özen, Mert Fırat, Ercan Kesal, Süreyya Kilimci Köse, Fatma Zehra Durgut, yapımcılar Ersan Çongar, Cihan Aslı Filiz ve sanat yönetmenleri Meral Efe Yurtseven ile Yunus Emre Yurtseven, seyircilerin sorularını yanıtladı. Kentsel dönüşüm sürecini kişisel hafızayla paralel işleyen film hakkında Emiroğlu, daha önceki filmini yaparken anne ve babasının anlattıklarını bilmeseydi kim olacağını düşünerek bu hikâyeye başladığını söyledi. Senaryoyu yazarken İstanbul’da Fikirtepe Mahallesi’nin değişimini ve benzer mahallelerdeki dönüşümü senelerce takip ettiğini ekledi.
Senaryo aşamasına da katılan oyuncu Ercan Kesal, filmi kendi bakış açısından yorumladı. Kesal, filmin yaslandığı duygunun sürgün olma, tutunamama ve bir yere ait olamama meselesi olduğunu düşündüğünü belirtti. Türkiye’deki iç göçün hâlâ devam ettiğini ve bunun bir yere sahip olamama halini getirdiğini ifade eden Kesal, “Sevda”nın dönüşüme direnemeyen bir kadın hikâyesi ve aynı zamanda bir baba-kız hikâyesi olduğunu dile getirdi.
Altın Portakal, 25 Ekim Pazar günü Ulusal Yarışma filmlerinden Biket İlhan imzalı “Tatlı Maya”yı da ağırladı. Yönetmen İlhan ile birlikte senarist-yapımcı Nihan Belgin, oyuncular Ayça Bingöl, Emre Altuğ, Cansu Tosun, Suna Yıldızoğlu, Erdem Ergüney, Fatih Serdar Yılmaz, sanat yönetmeni Natali Yeres ve ortak yapımcı Yalçın Akyıldız da gösterimin ardından sinemaseverlerle bir araya geldi.
Yönetmen Biket İlhan, birbirinden farklı üç kadının öyküsünü konu alan film için gençlik dönemlerindeki güzel mahalle ilişkilerine duyduğu özlemle bu filmi yapmak istediğini belirtti. Filmdeki farklı kültürlerden, tarihlerden, dillerden ve dinlerden gelen üç kadının mücadelesinin önemine vurgu yaptı. Oyuncu Ayça Bingöl de projede yer almak istemesinin en büyük sebebinin Biket İlhan olduğunu ve Türkiye tarihindeki, sinemadaki yeri ve önemiyle onunla bir yolculuğa çıkmak istediğini söyledi. Bingöl, bu yolculuğu harika bir kadın dayanışma senaryosuyla taçlandırdıklarını ve ayrımcılığın bu kadar körüklendiği bir süreçte barış ve birlik içinde olmak için çabalayan kadınlarla bir arada çalıştığı için mutlu olduğunu ifade etti. Cansu Tosun da senaryodaki dayanışma vurgusu üzerine projede yer almak istediğini dile getirdi.
Fotoğraf Galerisi
78 okunma
0 yorum
Yorumlar (0)
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Yorum Yap
Yazar : Melih ATASOYLU
Tarih : 26.10.2026
Etiket : altın portakal, film festivali, söyleşi, sinema, antalya, belgesel, türk sineması
Sitemizde, sitenin çalışması için zorunlu çerezler ve ziyaret istatistiklerini ölçmek için
Google Analytics analiz çerezleri kullanılır. Google Analytics'i engellemek isterseniz tarayıcınızın
çerez ayarlarını ya da Google'ın devre dışı bırakma eklentisini kullanabilirsiniz. Ayrıntılar:
Çerez Politikası ·
Gizlilik Politikası