VakıfBank Kültür Yayınları (VBKY), klasik Fars edebiyatının on üçüncü yüzyıl şaheserlerinden biri olan Cevâmiü’l-hikâyât'tan derlenen 'Bir Kıssa Bin Hisse - Doğu’nun En Güzel Hikâyeleri' adlı eserin ikinci cildini okurlarla buluşturdu. Avfî'nin kaleme aldığı ve Elif Çeviker'in günümüz Türkçesine çevirdiği bu önemli eser, Osmanlı döneminde yalnızca belirli bölümleri tercüme edilmiş, bütünüyle ise ilk kez geniş bir okur kitlesiyle tanışıyor.
Eserin ikinci cildinde Avfî, insan ve toplum hayatını olumsuz etkileyen kötü huyları mercek altına alıyor. Haset, hırs, açgözlülük, yalan, cehalet ve sözünde durmama gibi davranışlar, Kur’an, hadis ve klasik ahlak kitaplarına yapılan göndermelerle tanımlanırken, her biri ibret verici ve çoğu zaman mizahi nitelik taşıyan hikâyelerle örneklendiriliyor. Avfî, bu kötü huyları sadece tasvir etmekle kalmıyor, aynı zamanda bunlardan kurtulmanın yollarını ve faziletli davranışlara ulaşmanın imkânlarını da okuyucuya sunuyor.
Avfî, hikâyelerinde birey ile kusuru arasında ayrım yaparak yargılayıcı değil, öğretici bir yaklaşım benimsiyor. Çoğu zaman anlatının sonunda kıssadan hisse niteliğinde, hikâyeden çıkarılması gereken dersi ve faydayı açıkça ortaya koyuyor. Yüzyıllar öncesinden aktarılan bu insan manzaraları, zamanın değişmesine rağmen insan tabiatının özünde ne denli aynı kaldığını yeniden düşündürüyor ve okuyucuya derin bir tefekkür alanı sunuyor.
Kitabın çevirisi sunulan hikâyeler, kötü huylardan bahsetmekte olup eserin üçüncü kısmının ilk 11 bölümünü ihtiva ediyor. Her bir bölüm için bir giriş ve sonuç bölümü bulunuyor. Giriş kısımlarında genellikle bir ayet, hadis veya âlimlerin sözleri ile söze başlanıyor ve bölümün konu edindiği kötü huyun tanımı yapılıyor. Kötü bir huya ayrılan her bir bölüm içinde en az 7 ve en fazla 20 olmak üzere toplam 126 hikâye yer alıyor.
Anlatılan hikâyelerin bir kısmının kaynağı belirtilmiş, bir kısmı ise kaynak belirtilmeden nakledilmiştir. Avfî, kullandığı kaynaklardaki bilgileri de kendi yorum ve üslubuyla aktarmıştır. Hikâyeler, bazen belirli bir kaynaktan aktarıldığı gibi, bazen de birinden rivayet edilerek ya da işitilerek nakledilir. Her hikâyenin sonunda Avfî, anlatılmak isteneni açıklayıcı ve özetleyici bir sonuç cümlesi ile belirtir ve bu hikâyeden okuyucuya düşen payı, yani kıssadan hisseyi aktarır.
Avfî, 12. yüzyılın ikinci yarısı ile 13. yüzyılın ilk çeyreği arasında yaşadığı bilinen âlim, vaiz ve şairdir. Buhara’da doğan Avfî, ilim tahsilini büyük din âlimlerinin yanında tamamlamıştır. Semerkant’ta Sultan Tamgaç Han’ın sarayına girmiş, daha sonra şehzade Kılıcarslan Hakan Nusretüddin’e tanıtılarak divan-ı inşa makamının sorumluluğunu üstlenmiştir. Horasan ve Hindistan’ın birçok şehrini gezen Avfî, yolculukları sırasında edindiği tecrübe ve notlarla Lübâbü’l-elbâb adlı eserini hazırlamıştır. Moğol saldırısı üzerine Sistan’a giderek Nâsırüddin Kabâce’nin sarayına girmiş, Cevâmi‘u’l-hikâyât’ı ise Delhi’de tamamlamıştır.
56 okunma
0 yorum
Yorumlar (0)
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Yorum Yap
Yazar : Melih ATASOYLU
Tarih : 17.09.2026
Etiket : avfî, bir kıssa bin hisse, vbky, fars edebiyatı, klasik, elif çeviker, hikaye, cevâmiü’l-hikâyât