Pera Müzesi, İstanbul Araştırmaları Enstitüsü'nün (İAE) 20. yıl dönümünü özel bir sergiyle taçlandırıyor: “Cumhuriyetin Kamera Arkası”. 29 Eylül 2026 tarihinde kapılarını açan ve 28 Mart 2027 tarihine kadar ziyaret edilebilecek olan bu sergi, erken Cumhuriyet döneminin İstanbul'una alışılmışın dışında bir perspektiften bakarken, foto muhabirliğinin perde arkasını da gözler önüne seriyor. İdil Çetin ve Ahmet Ersoy küratörlüğünde hazırlanan sergi, Suna ve İnan Kıraç Vakfı Fotoğraf Koleksiyonu'nun 90 bini aşkın negatiften oluşan Basın Fotoğrafları Arşivi'nden seçkiler sunuyor.
Sergi, 1920'lerden 1950'lerin başlarına uzanan geniş bir zaman dilimini kapsayarak, dönemin İstanbul'unun sokaklarını, meydanlarını, gündelik yaşamını ve toplumsal çeşitliliğini belgeliyor. Gazete sayfalarına hiç girmemiş, hatta yayımlanmamış karelerle zenginleşen seçki, şehrin ritmini, mekânlarını ve dönemin toplumsal ile siyasi olaylarını farklı açılardan ele alıyor. Böylece erken Cumhuriyet döneminin konu çeşitliliğini, foto muhabirliğinin görünmeyen yüzüyle birleştirerek izleyiciye sunuyor.
“Cumhuriyetin Kamera Arkası”, haber üretiminin gerisinde kalan görsel malzemeyi odağına alarak, gazete sayfasında tek bir kareye dönüşen haberin ardındaki çok sayıda görüntüyü ortaya çıkarıyor. Yayımlanan fotoğrafları, aynı anın birkaç saniye öncesini ve sonrasını belgeleyen diğer karelerle yan yana getirerek olayların farklı ayrıntılarını ve fotoğrafçının tercihlerini gözler önüne seriyor. Negatifler üzerinde yapılan dekupe, kazıma veya maskeleme gibi müdahaleler de görüntünün gazete sayfasına uzanan editoryal yolculuğunu detaylı bir şekilde gösteriyor.
Küratörler İdil Çetin ve Ahmet Ersoy, serginin önemini şu sözlerle vurguluyor: “Cumhuriyetin Kamera Arkası, erken Cumhuriyet dönemi foto muhabirliği pratiğinin gündelik, işlenmemiş ürünlerinden oluşan bir arşivin karmaşık ve katmanlı doğasını izleyiciyle paylaşıyor. Kullanılmayacakları belli olduğu için çoğunlukla çöpe atılmış olmaları beklenen fotoğraflardan oluşan Basın Fotoğrafları Arşivi'nin 'atık arşiv' olma özelliğiyle çok değer taşıdığını düşünüyoruz. Foto muhabiri Selahattin Giz’in iyi fotoğraf - kötü fotoğraf ayrımı yapmayan biriktirme tutkusunun ürünü olan bu arşiv, tüm hevesleri, iç gerilimleri, belirsizlikleri ve açmazları ile yaşanmış gerçekliğin karmaşık dokusunu bize yansıtıyor; bu yönüyle de izleyiciyi erken Cumhuriyet dönemine dair alışıldık bellek kalıplarının ötesine taşıyor.”
Sergi, mahalle araları, kalabalık caddeler, spor alanları, eğlence mekânları ve çalışma hayatından sahnelerle erken Cumhuriyet İstanbul’unun gündelik hayatını gözler önüne seriyor. Sokakta oynayan çocuklar, geçimini sağlamaya çalışanlar, gösteri izleyen kalabalıklar, sporcular ve kentte dinlenenler, İstanbul’un çarpan kalbini farklı yönleriyle yansıtıyor. Bu çok sesli bakış, dönemin ezilen ve dışlanan öznelerini, kimliği bilinmeyen yüzlerini de tarihsel anlatının parçası hâline getiriyor.
Kazalar, yangınlar, suç mahalleri, mahkûmlar, yaralılar ve mahkeme koridorlarında bekleyen insanlar da dönemin haber dünyasının sert yüzünü ortaya koyuyor. Fotoğraflarda kimi zaman olayın kendisi, kimi zamansa çevresinde toplanan ve kameraya bakan meraklı kalabalıklar öne çıkıyor. Bu karşılaşmalar, basın fotoğrafçısının kentteki varlığını ve fotoğraftaki öznelerle kurduğu ilişkiyi de hissettiriyor. Arşivde bulunan aile buluşmaları, geziler ve arkadaş çevrelerine ait kareler ise profesyonel fotoğrafçılıkla özel hayat arasındaki geçişleri görünür kılıyor.
Tasarımını Pattu’nun üstlendiği sergideki seçki, Basın Fotoğrafları Arşivi’nin 12 bin 586 cam ve 8 bin 97 asetat negatiften oluşan ilk grubundan hazırlanıyor. Bu grubun önemli bir bölümünü gazeteci ve foto muhabiri Namık Görgüç’ün oluşturduğu düşünülüyor. Cumhuriyet gazetesinin fotoğraf servisini, gazetenin kurulduğu 1924 yılında Benli Kemal’le birlikte oluşturan Görgüç, İstanbul’u adım adım kaydederken Türkiye’de basın fotoğrafçılığının gelişimine de katkıda bulundu. Görgüç’ün 1947’deki ölümünün ardından arşivin, fotoğrafçı Selahattin Giz tarafından korunduğu ve genişletildiği biliniyor. Koleksiyonda Cemal Göral ve Faik Şenol gibi dönemin diğer fotoğrafçılarının çekimleri de yer alıyor.
Yaklaşık 1910’lardan 1970’lere uzanan ve büyük bölümü İstanbul’da çekilen 90 bin 52 negatifi barındıran arşiv, Suna ve İnan Kıraç Vakfı tarafından 2011 yılında satın alındı. Arşivin onarım, zarflama, kutulama ve dijitalleştirme çalışmaları 2013’te tamamlanırken, kataloglama süreci ise fotoğraflardaki kişi, mekân ve olaylara ilişkin yeni bilgilerle gelişmeye devam ediyor. İAE’nin İstanbul’un çok katmanlı hafızasını araştırma, koruma ve erişime açma çalışmalarının bir devamı niteliğindeki sergi, Enstitü’nün 20 yıllık birikimini Pera Müzesi’ne taşıyor. Sergiye ayrıca, Basın Fotoğrafları Arşivi’ni fotoğraf tarihi, basın kültürü, arşivcilik ve görsel hafıza eksenlerinde ele alan kapsamlı bir katalog da eşlik ediyor.
Sitemizde, sitenin çalışması için zorunlu çerezler ve ziyaret istatistiklerini ölçmek için
Google Analytics analiz çerezleri kullanılır. Google Analytics'i engellemek isterseniz tarayıcınızın
çerez ayarlarını ya da Google'ın devre dışı bırakma eklentisini kullanabilirsiniz. Ayrıntılar:
Çerez Politikası ·
Gizlilik Politikası