Gece yarısı sessiz bir çalışma köşesi arayanlar için İstanbul'da üç kütüphane hiç kapanmıyor. Beyoğlu'ndaki Sevgi Soysal Kütüphanesi, Kadıköy'deki Afife Batur Kütüphanesi ve Kartal'daki Muallim Cevdet Kütüphanesi, günün her saati öğrencilere ve okuyuculara güvenli, sessiz ve konforlu bir alan sunuyor. Sınav dönemlerinde evde çalışma ortamı bulamayanlar için bu üç merkez artık vazgeçilmez bir sığınak niteliği taşıyor.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin (İBB) kütüphane ağındaki büyüme, yalnızca bu üç 24 saat merkezle sınırlı değil. 2019 yılında yalnızca 20 olan İBB kütüphanelerinin sayısı, altı yıl içinde yürütülen yoğun çalışmalar ve tarihi yapıların restorasyonuyla birlikte 78'e ulaştı. Bu dört katlık artış, İstanbul'un kültürel altyapısında son yılların en çarpıcı dönüşümlerinden birini simgeliyor.
Sayıların ardındaki tablo daha da dikkat çekici. 2019 öncesinde İBB kütüphaneleri günlük yalnızca 2.530 kişiyi aynı anda ağırlayabiliyordu; bugün bu kapasite 9.320'ye yükseldi. Üye sayısı da yaklaşık 250 binden 900 bin sınırına dayandı. Yani hem fiziksel alan hem de toplumsal ilgi neredeyse eşzamanlı büyüdü; bu, kütüphanelerin salt bir altyapı yatırımının ötesinde gerçek bir toplumsal karşılık bulduğunu gösteriyor.
İBB'nin yeni nesil kütüphaneleri, geleneksel kitap ödünç alma mekânlarının çok ötesine geçiyor. Bireysel ve grup çalışmalarına uygun sessiz alanların yanı sıra dijital üretim ve teknoloji odaları, sergi salonları, çocuk bölümleri ve çok amaçlı mekânlar bu merkezleri birer mahalle yaşam alanına dönüştürüyor. Kültürel olanakların kısıtlı olduğu semtlerde bu kütüphaneler, kamusal bir üretim ve buluşma merkezi işlevi görüyor.
Kütüphane, tarihsel olarak her zaman bir şehrin entelektüel nabzını tutan yapılar olmuştur. Antik İskenderiye'den 19. yüzyılın büyük Avrupa okuma salonlarına uzanan bu gelenek, dijital çağda yeni bir anlam kazanıyor. Sessiz rafların arasında kitap aramak yerine artık podcast kayıt odalarında ses üretmek, makerspace'lerde proje geliştirmek ya da grup tartışmaları yapmak da mümkün. İBB'nin kütüphane vizyonu tam da bu dönüşümün bir parçası olarak şekilleniyor.
Eğitimde fırsat eşitliği, bu hamlenin merkezinde duruyor. Çalışma masası, hızlı internet bağlantısı ve sessiz bir ortamı olan bir eve sahip olmak hâlâ bir ayrıcalık sayılabilir. 24 saat açık kütüphaneler ise bu ayrıcalığı kamusallaştırıyor; sabahın dördünde ya da gece yarısı, kim olursa olsun aynı imkânı sunuyor. Bu yönüyle söz konusu hizmet, salt bir kültür yatırımı değil, sosyal bir politika kararı niteliği taşıyor.
İBB'nin 78 kütüphanelik ağı, İstanbul'un her köşesine yayılmayı sürdürdükçe kentteki bilgiye erişim haritası da köklü biçimde değişiyor. Gece kapılarını kapamayan bu üç kütüphane, bu değişimin en görünür simgesi olmaya devam ediyor.
Fotoğraf Galerisi
111 okunma
0 yorum
Yorumlar (0)
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Yorum Yap
Yazar : Melih ATASOYLU
Tarih : 07.06.2026
Etiket : kütüphane, ibb, istanbul, eğitim, kültür, sevgi soysal kütüphanesi, afife batur kütüphanesi, kamusal alan