Sanat, psikiyatrik tedavi ve rehabilitasyon süreçlerinde hastaların duygularını ifade etmelerine, kendilerini keşfetmelerine ve sosyal ilişkilerini geliştirmelerine önemli katkılar sunuyor. NPİSTANBUL Hastanesi'nin ergoterapi atölyelerinde hastaların yaklaşık 4-5 yıllık çalışmalarının ürünü olan 100'ü aşkın eser, “Sanatın Dilinden Hayata” karma sergisinde bir araya getirildi. Bu sergi, sanatın iyileşme yolculuğundaki destekleyici rolünü gözler önüne seriyor.
Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve NPİSTANBUL Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, sanat terapisinin özellikle bağımlılık rehabilitasyonunda büyük bir destek sunduğunu vurguladı. Tarhan, “Tedavide ilaç ve sanat birbirini tamamlar; ilaç mı, sanat mı gibi bir ikilem yanlıştır. İkisini de bir rehabilitasyon amacıyla kullanmak çok önemlidir.” diyerek sanatın tedavi sürecindeki tamamlayıcı rolüne dikkat çekti.
Ergoterapi atölyelerinde hastaların ortaya koyduğu eserler kadar, üretim sürecinde yaşadıkları değişimler de büyük önem taşıyor. Atölye çalışmalarının başlangıcında bazı hastaların eserlerinde dağınık çizgiler ve sınırlı renk kullanımı gözlemlenirken, ilerleyen süreçte kompozisyonların belirginleştiği ve renk çeşitliliğinin arttığı fark ediliyor. Bu değişimler, sanatın iyileşme sürecindeki somut etkilerini gösteriyor.
Prof. Dr. Nevzat Tarhan, sanat çalışmalarında kullanılan renklerin ve sembollerin kişinin iç dünyasını anlamaya katkı sağlayabildiğini belirtti. Tarhan, “Renklerin dili var gerçekten.” diyerek, renklerin kişilerde farklı duygusal çağrışımlar uyandırabildiğine ve depresif veya manik durumdaki kişilerin renklere farklı anlamlar yükleyebildiğine dikkat çekti. Sanatta sembol dilinin de önemli olduğunu, bir ağaç resminde köklerin veya dallardaki meyvelerin çizilip çizilmemesi gibi ayrıntıların, kişinin anlatmakta zorlandığı duygular üzerine konuşmak için bir başlangıç oluşturabildiğini ifade etti.
Sanat çalışmalarında müzik, hareket, ritim ve dansın da kullanıldığını belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Aslında kolumuz, bacağımız hareket ederken beynimiz de hareket ediyor. Yani beynimiz müzikle beraber dans ediyor.” diye konuştu. Müziğin duygusal ifade ve sosyal ilişkiler açısından önem taşıdığını vurgulayan Tarhan, müziğin kişinin rahatlamasına, duygularını ifade etmesine ve sosyal bir ağ kurmasına katkı sağladığını ekledi.
Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, sanatın yalnızca psikiyatrik tedavi gören hastalar için değil, herkes için önemli bir kendini ifade etme aracı olduğunu belirtti. Demirsoy, “Sadece hastalar için değil, ruh sağlığı yerinde olan kişiler için de sanat; kendini tanıma, keşif, kendini ifade etme ve kendinle bağ kurma aracıdır.” dedi. Sanat Terapisti Yeşim Aslan ve Ergoterapi Ebru Eğitmeni Nesrin Ulu da sergideki eserlerin ve ebru sanatının danışanların kendilerini ifade etmelerine ve rahatlamalarına nasıl katkı sağladığını anlattılar.
NPİSTANBUL Hastanesi'nin ergoterapi atölyelerinde ortaya koyulan resim, seramik, ebru ve farklı el sanatlarından oluşan bu eserler, sanatın iyileştirici gücünü ve bireylerin iç dünyalarını dışa vurma yeteneğini gözler önüne seriyor. “Sanatın Dilinden Hayata” sergisi, sanatın ruhsal iyileşme yolculuğundaki vazgeçilmez yerini bir kez daha kanıtlıyor.
Fotoğraf Galerisi
41 okunma
0 yorum
Yorumlar (0)
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Yorum Yap
Yazar : Melih ATASOYLU
Tarih : 12.10.2026
Etiket : sanat terapisi, npistanbul, nevzat tarhan, sergi, ergoterapi, ruh sağlığı, bağımlılık, ebru
Sitemizde, sitenin çalışması için zorunlu çerezler ve ziyaret istatistiklerini ölçmek için
Google Analytics analiz çerezleri kullanılır. Google Analytics'i engellemek isterseniz tarayıcınızın
çerez ayarlarını ya da Google'ın devre dışı bırakma eklentisini kullanabilirsiniz. Ayrıntılar:
Çerez Politikası ·
Gizlilik Politikası