Toplumda ayrılık acısının genellikle kadınlara atfedilen bir duygu olduğu düşünülse de, gerçek hayatın dinamikleri bu algının ötesine geçiyor. Erkekler de tıpkı kadınlar gibi sever, bağ kurar, özler ve ayrılığın getirdiği yükü çoğu zaman sessizce taşır. Toplumun dayattığı “Erkek ağlamaz” kalıbı ise bu derin duyguların görünmez kalmasına yol açar.
İşte tam da bu noktadan hareket eden iletişim uzmanı ve yazar Özgür Aras, 14. kitabı “Artık Üzülmeden Önce Düşüneceğim” ile ezberleri bozuyor. Aras, ayrılığı sadece kadınların değil, erkeklerin de yaşadığı ortak bir duygusal süreç olarak ele alarak, bu konudaki toplumsal önyargıları yıkmayı hedefliyor.
Kitabın tanıtım kampanyası için gerçekleştirilen fotoğraf çekiminde model ve oyuncu Özkan Barlas, elinde kitapla verdiği güçlü ve sade pozla dikkatleri üzerine çekti. Kısa sürede sosyal medyada geniş yankı uyandıran bu kare, “Erkekler de ayrılırken üzülür mü?” sorusunu yeniden gündeme taşıyarak önemli bir tartışma başlattı.
Özgür Aras, kitabında ayrılığı bir kayıp olmanın ötesinde, insanın kendini yeniden keşfettiği bir dönüşüm yolculuğu olarak tanımlıyor. İlk şoktan kabullenmeye, affetmekten yeniden sevebilmeye uzanan bu süreç; yalın, samimi ve herkesin kendinden bir parça bulabileceği bir dille okuyucuya aktarılıyor.
Konuyla ilgili görüşlerini paylaşan Özgür Aras, “Ayrılık cinsiyet tanımaz. Kadınlar nasıl acı çekiyorsa erkekler de aynı duyguları yaşar. Tek fark, erkeklerin çoğu zaman bunu göstermemeyi öğrenmiş olmasıdır. Oysa bastırılan her duygu, iyileşmeyi geciktirir. Bu kitabı yazarken amacım, kadın ya da erkek demeden herkesin duygularıyla sağlıklı şekilde yüzleşebilmesine katkı sağlamaktı” ifadelerini kullandı.
Aşkın sadece mutlu anlardan ibaret olmadığını hatırlatan “Artık Üzülmeden Önce Düşüneceğim”, ayrılığı romantize etmeden, onu hayatın doğal bir parçası olarak ele alıyor. Kitap, okuruna şu güçlü mesajı veriyor: “Ayrılık son değildir; doğru yaşandığında yeni bir başlangıcın kapısını aralar.”
Kitabın tanıtım fotoğrafı ise tek bir kareyle güçlü bir mesaj veriyor: Sevmek de üzülmek de kadınlara ya da erkeklere ait değil, insana ait duygulardır. Bu eser, duyguların evrenselliğini ve insan olmanın ortak paydasını bir kez daha hatırlatıyor.