Otuzdan fazla müzisyenden oluşan, her konserinde seyircisini bambaşka bir coğrafyaya taşıyan Pink Martini, 22 Temmuz 2026'da Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu'nda İstanbullu hayranlarıyla buluşuyor. Pasion Turca organizasyonuyla gerçekleşecek bu gece, grubun yıllardır sürdürdüğü Türkiye sevgisinin bir kez daha sahneye yansıyacağı bir buluşma olacak.
Pink Martini, kendini sıradan bir müzik topluluğu olarak tanımlamıyor. Kurucusu Thomas M. Lauderdale'in deyimiyle grup, dünyanın dört bir yanından melodileri ve ritimleri toplayıp modern bir forma döken birer müzik arkeologu. Bu anlayış, her albümde ve her konserde farklı bir dil, farklı bir kültür, farklı bir çağ demek. Samurayların aşk şarkılarından 1930'ların Küba ritimlerine, Fransız şansonlarından Brezilya sokak türkülerine uzanan bu geniş repertuvar, Pink Martini'yi küresel bir olguya dönüştürüyor.
Grubun Türkiye ile bağı özeldir. Pink Martini, albümlerinde Üsküdar'a Gideriken ve Aşkım Bahardı gibi Türkçe şarkılara yer vermiş; Türkiye turnesinde çektirdiği fotoğrafları Hang on Little Tomato albümünün kapak kartonuna taşıyarak bu sevgiyi kalıcı hale getirmiştir. 2005 yılında ise grubun Türkiye macerası başka bir tarihi anla taçlanmıştı: Pink Martini, İstanbul'da Kuruçeşme Arena'nın açılış konserini yapan isim olmuştu.
Pink Martini'nin hikâyesi 1994'te Portland, Oregon'da başladı. Harvard mezunu klasik piyano eğitimcisi Thomas M. Lauderdale, topluluğu önce sivil toplum kuruluşlarının etkinliklerinde sahne almak üzere kurdu. Siyasi bir duruşla başlayan bu yolculuk, kısa sürede uluslararası bir müzik hareketine dönüştü. 1995'te Harvard'dan sınıf arkadaşı China Forbes'un katılımıyla grubun sesi şekillendi. 1997'de yayımlanan ilk albüm Sympathique, Fransa'nın prestijli Victoires de la Musique ödüllerinde Yılın Şarkısı ve En İyi Yeni Sanatçı kategorilerinde aday gösterilmesiyle grubun dünya çapında tanınmasını sağladı.
Ardından gelen albümler de birbirinin üstüne başarı koydu. Hang on Little Tomato Amazon albüm satışlarında bir numaraya ulaştı. Hey Eugene hem Billboard listesinin ilk otuzuna girdi hem de Amazon'da yeniden zirveyı gördü. Grup zamanla The Boston Pops, San Francisco Senfoni Orkestrası, Hollywood Bowl Orkestrası ve Los Angeles Filarmoni gibi dünyanın en saygın toplulukları ile aynı sahneleri paylaşır oldu. 2003'te Frank Gehry imzalı Walt Disney Konser Salonu'nun açılış performansını gerçekleştirmek, grubun ulaştığı noktanın simgesi oldu.
Pink Martini'nin müziği yalnızca konser salonlarıyla sınırlı kalmadı. The West Wing'den Desperate Housewives'a, La Casa de Papel'e uzanan çizgide pek çok ünlü dizi ve filmde soundtrack olarak yer buldu. 20'yi aşkın dilde söylenen şarkılarla kurulan bu evrensel dil, grubun BBC Music Review'ın kaleme aldığı gibi hiçbir kalıba sığmayan bir enerji taşıdığını kanıtlıyor.
22 Temmuz gecesinde sahneye güçlü sesi ve etkileyici performansıyla Storm Large da eşlik edecek. Yıllar içinde grubun vazgeçilmez isimlerinden biri hâline gelen Large, her konser gecesini bir tiyatro performansına dönüştürüyor. İstanbul'un açık havası, yüzlerce yıllık çınarlar ve Pink Martini'nin dünyayı bir araya getiren müziği; bu gece, bu şehirde yaşanacak türden bir an.